5 Nisan 2011 Salı

1950 Dünya Kupası



1938 yılında Fransa'da yapılan ve İtalya'nın kazandığı dünya kupasından 12 yıl sonra bu sefer adres Brezilya'ydı. 1938'de İtalya'ya yarı finalde 2-1'lik skorla elenen sambacıların tek amacı evinde yapılan bu tunuvayı kazanmaktı. Türkiye ise elemelere katılıyor, Avusturya turnuvadan çekilince Dünya Kupası'na katılmak için tek engel Suriye kalıyordu.


İlk Dünya Kupası eleme maçında Fahrettin'in 2 golüyle bir anda 2-0'a taşımıştık oyunu. İlk yarının son anlarında gelen Bülent Eken'in frikiği ilk yarının skorunu ilan ediyordu. Daha sonra Gündüz, Erol, Lefter ve son olarak ilk golü atan Fahrettin kapanışı yaptı. 7-0'lık skorla Dünya Kupası hayalimiz gerçekleşiyordu; ya da biz öyle sanıyorduk. Bu galibiyetten sonra garip statüsü olan bu kupaya katılmama kararı aldık. Gerçekten statü çok enteresandı. Aslında bunun bir nedeni de bizim gibi birçok ülkenin maddi yetersizlikler nedeniyle turnuvaya katılmaktan vazgeçmesiydi. Bu yüzden kupaya sadece 13 takım katılıyordu. 4 grup vardı ama gruplarda yer alan takımların sayıları farklıydı. İlk 2 grupta 4'er takım yer alırken, 3. grupta 3 ve 4. grupta yalnızca 2 takım yer alıyordu. Gruplarını lider olarak tamamlayan takımlar yine bir grup oluşturacak ve lig usulü oynanacak maçlarda en çok puan toplayan takım şampiyon olacaktı. 1. grubu Yugoslavya'nın 1 puan önünde lider olarak tamamlayan Brezilya ve 2. grubu 3'te 3 yaparak kapatan İspanya final grubuna dâhil oluyordu. 3. grubu ise İsveç lider olarak tamamlayacaktı. Son grupta sadece 2 takım olduğu için bir maç oynandı. İlk Dünya Kupası'nı düzenleyen ve kazanan Uruguay, Bolivya'yı 8-0 yenince onlarda final gruplarında yer almaya hak kazandı. 1 maçla tur atlamak güzeldi! Daha sonra final grubu oluşuyor ve Brezilya, Uruguay, İspanya ve İsveç burada kendine yer buluyordu. İlk 2 maç sonunda Brezilya'nın 4, Uruguay'ın ise 3 puanı vardı ve şampiyonu belirleyecek son maçta Maracana Stadı'nda Uruguay'la Brezilya karşılaşacaktı. Brezilya karşılaşmaya Barbosa, Augusto, Juvenal, Bauer, Danilo, Bigode, Friaca, Zizinho, Ademir, Jair ve Chico 11 ile başlamıştı. Buna karşılık Uruguay ise Maspoli, Gonzales, Tejera, Gambetta, Varela, Andrade, Ghiggia, Perez, Miguez, Schiaffino ve Moran 11 ile sahada yer aldı.


Maç öncesi herkes Brezilya'nın şampiyonluğunu garanti görüyordu, Maracana buna hazırdı. Ama Brezilya teknik direktörü Flavio Costa böyle düşünmüyor, ''Bu bir şov maçı olmayacak, sahadaki herkes birbirinden sert olmak için yarışacak.'' diyerek düşüncelerini açıklıyordu. Maç başladı ve ilk yarıda top iki kale çizgisini de geçmedi. Golsüz biten ilk yarının ardından dakikalar 47'yi gösterdiğinde Friaça'nın golü kupayı Brezilya'ya müjdeliyordu. Çünkü beraberlik bile sambacıları şampiyon yapmaya yetecekti. Ama 66. dakikada turnuvayı 6 golle kapatan (5 golü Bolivya maçında atmıştı) Schiaffino sahneye çıktı ve beraberliği sağladı. Brezilya yine rahattı, zaman yavaş yavaş tükeniyordu. Kupayı kaldırmak için sadece 11 dakikaları vardı ama işte o an Ghigga'nın füzesi Maracana'yı şoka soktu. Brezilya'da buz gibi bir hava vardı, koskoca Maracana sessizliğe gömülmüştü. Bu golde biraz öne çıkan kaleci Barbosa aradan yıllar geçse de bazı Brezilyalı taraftarlar tarafından hala suçlanacaktı. Aslında Barbosa o maça kadar turnuvanın en iyi kalecisi konumundaydı ama Uruguay'ın gollerine o da engel olamadı. İngiliz Reader'ın bitiş düdüğü çaldığında bazı taraftarlar kalp krizi geçirerek hayatını kaybediyor, bir tanesi ise intiharı seçiyordu. Goldeki sessizlik devam ediyordu. 1950 Dünya Şampiyonu Uruguay'dı. Brezilya evinde düzenlediği kupayı avucunun içindeyken kaçırıyor, Ademir'in 7 golle gol kralı olması ise Brezilya için küçük bir teselli olmaktan öteye gitmiyordu.


Bu arada İspanya'nın savunma oyuncusu Perra 13 Temmuz 1950'de oynanan Brezilya maçında bir gol attı. Ama bu golü kendi kalesine atmıştı ve bu Dünya Kupaları tarihinde ilk defa oluyordu. İlk kez Dünya Kupası'na katılan İngiltere ise ABD ile aynı gruba düşmüş ve bu onlarda sevinç yaratmıştı. Hatta Daily Mirror gazetesi ''Amerikalı amatörlere düştük.'' manşetini atmıştı. Herkes galibiyeti değil alınacak farklı skoru konuşuyordu. Ama 29 haziran 1950'de Rio de janerio'da oynanan maçta Gaetjens'in attığı tek gol ingilizleri dize getiriyordu. Ve bu maçtan sonra yine ilgi çekici bir manşet vardı Daily Mirror'da.


''Tüm zamanların en büyük spor sürprizi''

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder