Deplasmanda 2–2 berabere sona eren Milan maçının ardından gözler Ali Sami Yen’de oynanacak Paris Saint Germain maçına çevrilmiş, hedef ise çeyrek final olarak belirlenmişti. Beşiktaş’ın Milan’a 4-1 yenildiği maçı da yöneten Polonyalı hakem Ryszard Wojcik’ın görev yapacağı karşılaşma öncesi konuşan Teknik direktör Lucescu, ‘’Biz rakipten daha üstünüz, eğer tarihte kalıcı olmak istiyorsak hep birlikte yeni başarılara imza atmalı, yeni kupalar kazanmalıyız.’’ demişti.
Sezon başında Galatasaray’dan teklif aldığı fakat reddettiği iddia edilen Paris Saint Germain’in yeni teknik direktörü Luis Fernandes, maç sonunda içinden geçen skoru 0–0 olarak açıklayacak ve Hasan Şaş’ın kendileri için büyük bir problem olduğundan bahsedecekti. Sakatlığı nedeniyle maçta forma giyemeyen Rumen yıldız Georghe Hagi ise tribünlerde yerini almış ve taraftarlarla beraber takımına destek veriyordu.
Fenerbahçe’den Paris Saint Germain’e transfer olan Okocha’nın sakatlığı nedeniyle oynayamadığı karşılaşmada, daha sonra üç büyük takımımızın da formasını giyecek oyuncular Galatasaray’a karşı oynama fırsatı buluyorlardı. Beşiktaş formasıyla izlediğimiz Cisse karşılaşmaya ilk onbirde başlıyor, bir dönem Fenerbahçe forması giyen Fransız yıldız Anelka ve yolu daha sonra Galatasaray’la kesişecek olan Christian ise karşılaşmanın ilerleyen dakikalarında oyuna dâhil oluyorlardı.
Maça etkili başlayan sarı kırmızılı temsilcimiz özellikle Hasan Şaş’ın etkili oyunuyla ilk yarıda pozisyonlar bulmuş fakat maç boyunca mükemmel oynayan Letizi skoru dengede tutmayı başarmıştı. İkinci yarının hemen başında Ümit Davala ile bir pozisyon yakalayan Galatasaray 51. dakikada aradığı gole ulaşıyordu. Sol kanatta Ergün’ün yaptığı ortaya Jardel’le beraber yükselen Distin kafayı vuruyor, top tam taca çıkacakken dışarıda tedavisi bitip hakemin onay veresiyle içeri giren Okan topu yakalıyordu. Onun yaptığı ortada Talal, Jardel’i yere indirince hakem Wojcik penaltı noktasını göstermişti. Takımın asıl penaltıcısı olan Jardel, belki de Ankaragücü maçında kaçırdığı penaltının etkisiyle penaltıyı atmakta tereddüt ediyor, sorumluluğu Ümit Davala alıyordu. Topu kalecinin solundan ağlara gönderen Ümit, takımına 3 puan getiren golü atıp, sarı-kırmızılı ekibin bir başka zafere imza atmasında büyük pay sahibi oluyordu.
Takımın başında 3. gününü yaşayan Fernandes ikinci yarıda oyuna Anelka ve Christian’ı soksa da skoru değiştiremiyor ve İstanbul’dan puansız ayrılıyordu.
Hagi, Popescu gibi eksiklere, Emre’nin maçın başında sakatlanmasına rağmen Galatasaray maçı kazanıp, çeyrek final yolunda emin adımlar atıyordu.
Lucescu’yla beraber grupta başarılı bir performans çizen Galatasaray, grup maçları sonunda çeyrek finale yükselecek ve İspanyol devi Real Madrid’in rakibi olacaktı. Maç sonunda ise Rumen teknik adam maçın yıldızını sadece şu sözlerle anlatacaktı.
"Mükemmeldi. Oğlum için ondan formasını aldım."

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder